 |
Kapitalizm Doğanın ve İnsanlığın Düşmanıdır!
Kapitalizm Doğanın ve İnsanlığın Düşmanıdır!
Dünya Çevre Gününe, Türkiye’de Nükleer Santral Projesinin gündemde olduğu bir dönemde giriyoruz.
Son aylarda nükleer santral kurma girişimleri yeniden hız kazanmış, hükümet Sinop’ta nükleer santral kurulacağını açıklamıştır.
Nükleer enerjinin “temiz, ucuz ve güvenli” olduğu yalanları ile nükleer enerjinin doğaya ve tüm canlılara verdiği zararının ne kadar büyük olduğu gözlerden gizlenmeye çalışılıyor. Güvenli olduğu söylenen nükleer enerjinin ne kadar güvenli olduğu 1986’daki Çernobil kazasında çok açık bir şekilde ortaya çıktı. Binlerce insanın ölümüne ve çeşitli hastalıklara yakalanmasına neden olan Çernobil felaketinin sonuçları uzun bir süre daha etkisini sürdürmeye devam edecek. Çernobil kazası çıktığında santralın yanan bloğunun söndürülmesi için çalışan insan sayısı kimi verilere göre 600.000 ile 860.000 arasındadır. Bunların hemen hepsinin radyasyona maruz kalma nedeniyle hasta olduğu tahmin ediliyor. Bunların onbinlercesi –kimi verilere göre 50.000 ile 100.000 arasında– ölmüştür. Bugün halen 50.000 kadar çocuk tiroit kanserine yakalanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Avrupa’da 10.000’den fazla çocuk sakat doğmuş ve ayrıca 5000 çocuk Çernobil’in etkisi sonucu doğduktan kısa süre sonra ölmüştür. Ukrayna’da hastanelerde ortaya konan verilere göre Çernobil bölgesinde çocukların %80’i hastadır. Rusya Çevre Bakanlığı’nın verilerine göre 1990’lı yılların başında hasta olanların sayısı 1.3 milyondur. Sonrası bilinmiyor… Beyaz Rusya’nın tarım alanının % 22’si işlenemez durumda ve toplam ülke alanının %30’u radyasyonludur.
Çernobil’e kadarki dönemde ise binlerce insanın zarar gördüğü en az 400’ün üzerinde nükleer santral kazasının meydana geldiği ve bunların gizlendiği belirtiliyor.
Kapitalizmin insan ve doğa düşmanlığı sadece bununla sınırlı değil.
Kapitalizmin doğa ve insan düşmanı yüzünü en açık gösteren örneklerden bir de, azami kar hırsıyla doğanın ve insanların zehirlenmesine ve ölümüne sebep olduğu yüzde yüz önceden bilinen zehirli atıkların çevreye yayılması sorunudur. Geçtiğimiz günlerde Tuzla çevresinde içinde zehirli atıkların bulunduğu toprağa gömülmüş variller ortaya ile birlikte derelere akıtılan atıklar, suların kirletilmesi gibi sonuçlar, ya da Türkiye çapında bir yılda ortaya çıkan 1.850 milyon ton atığın sonucunun ne olduğu soruları gündeme geldi. Verilen bilgilere göre Türkiye’de atıkların yakıldığı ya da “bertaraf” edildiği sadece Kocaeli’ndeki İZAYDAŞ tesisi var. Ancak Türkiye’de bertaraf edildiği resmen bilinen atık oranı 200 bin ton civarında. Buna göre 1.650 milyon tonluk atığın Türkiye’de kurulu tesislerde bertaraf edilmediği devlet tarafından bilinmesi gereken bir olgudur. Bu olgu bile Türkiye’de çevreyi koruma diye bir yaklaşımın olmadığını, zehirli atıkların, artık kim nereyi uygun ve boş bulursa oraya atmasının devlet tarafından da onaylandığını gösteriyor. Bunun sonucunda çevreye bu atıkları yayanlara karşı herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Verilen komik para cezaları ile gözünü kar bürümüş kapitalist sanayiciler adeta teşvik ediliyor.
Özetle vurgulanırsa Türkiye’de çevre katliamı, doğanın talanı ya devletin eliyle ya da onun onayıyla yürütülüyor.
Kapitalizm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok açık biçimde doğanın, çevrenin ve evet insanın düşmanı bir sistem olduğunu hep yeniden ispatlıyor. Daha fazla kar dürtüsü kapitalistlerin her tür barbarlığı meşru görmesini beraberinde getiriyor.
Bu sistemde, insanlığın yaşam temellerinin yok edilmesine karşı ciddi bir önlemin alınabileceğini beklemek boşunadır. Çünkü çevre ve doğa katliamı azami kar hırsıyla gözü dönmüş emperyalist- kapitalist sistemin ayrılmaz bir parçasıdır.
5 Haziran Dünya Çevre Gününde, çevrenin kirletilmesine ve yokedilmesine, doğanın talanına karşı mücadeleyi, kapitalist sömürü sistemine karşı mücadele olarak yürütelim.
Nükleer enerjiye, nükleer santrallere hayır!
Çevre ile uyumlu enerji türlerine evet!
Ne Sinop’ta ne dünyada, nükleer santral istemiyoruz!
(alıntıdır)
[Haberin Eklenme Tarihi:
03.05.2006]
Haberlerin
Tamamı >>
|
 |